Anasayfa › Kategoriler › Edebiyat

Nâzım Hikmet
Şair, Oyun Yazarı
1902–1963
Giriş
Nâzım Hikmet Ran (1902 - 1963), Türk şiirinin en büyük devrimcisi, serbest nazmın ilk uygulayıcısı ve 20. yüzyıl dünya edebiyatının en önemli şairlerinden biridir. “Mavi Gözlü Dev” ve “Güzel Yüzlü Şair” lakaplarıyla anılan Hikmet, şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş, eserleri birçok ödül almış ve uluslararası alanda Türk edebiyatının en tanınmış ismi haline gelmiştir. Onun hikâyesi, bir yandan sanatın sınır tanımayan gücünün, diğer yandan bir şairin inançları uğruna ödediği ağır bedelin hikâyesidir.
Erken Yaşam ve Aile
Nâzım Hikmet, 15 Ocak 1902’de Selanik’te dünyaya geldi. Asıl adı Mehmet Nâzım’dır. Babası, Matbuat Umum Müdürlüğü ve Hamburg Şehbenderliği yapmış olan Hikmet Nâzım Bey; annesi ise ressam Ayşe Celile Hanım’dır. Anne tarafından soyu Polonya’ya kadar uzanan şair, bu bağlantı nedeniyle yurtdışında bulunduğu yıllarda “Borzecki” soyadını da kullanmıştır.
İlköğrenimini Göztepe’deki Taş Mektep’te tamamlayan Nâzım, bir süre Galatasaray Lisesi’nde okuduktan sonra ailesinin ekonomik sıkıntıya düşmesi nedeniyle Nişantaşı Sultanisi’ne geçti. 1917’de Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydolan şair, burada beş yıl öğrenim gördü ve 1919’da mezun oldu. Hamidiye kruvazörüne stajyer güverte subayı olarak atanan Nâzım, 1920’de geçirdiği plörezi (zatülcenp) hastalığı nedeniyle 1921’de sağlık kurulu kararıyla askerlikten ihraç edildi.
Şiire Adım ve İlk Eserler
Nâzım Hikmet’in şiirle tanışması, dedesi Nâzım Paşa’nın etkisiyle gerçekleşti. İlk şiiri “Feryad-ı Vatan”ı 3 Temmuz 1913’te, henüz 11 yaşındayken kaleme aldı. Denizciler için yazdığı “Bir Bahriyelinin Ağzından” şiirinden etkilenen Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın desteğiyle girdiği Bahriye Mektebi’nde, edebiyat öğretmeni Yahya Kemal’in dikkatini çekti. Kedisini anlatan bir şiir yazdığında Yahya Kemal ona, “Bu kadar allayıp pullayabildiğine göre, senden kesin şair olur” demişti.
1918’de Yeni Mecmua’da yayımlanan “Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı?” şiiri, şairin ilk ciddi eseri olarak kabul edilir. 1920’de Alemdar gazetesinin açtığı şiir yarışmasında birincilik ödülünü kazanan Nâzım, İstanbul’un işgal altında olduğu günlerde vatan sevgisini yansıtan coşkulu direniş şiirleri yazdı.
Milli Mücadele ve Moskova Yılları
Nâzım Hikmet, 1921’de Milli Mücadele’ye katılmak üzere arkadaşları Vâlâ Nurettin, Yusuf Ziya Ortaç ve Faruk Nâfız Çamlıbel ile birlikte İnebolu üzerinden Ankara’ya geçti. Mustafa Kemal Atatürk ile tanıştırılan şair, cepheye gönderilmeyerek Bolu Sultanisi’nde öğretmenlikle görevlendirildi. Ancak Bolu’daki tutucu ortam ve Sovyet devrimine duyduğu ilgi onu Moskova’ya yöneltti. Eylül 1921’de Batum üzerinden Moskova’ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’ne (KUTV) kaydoldu.
Moskova’da fütürist şair Vladimir Mayakovski ile tanışan Nâzım, Rus fütürizmi ve konstrüktivizminden etkilendi. Batum’da duyduğu ancak sözlerini anlamadığı Rusça bir şiirin şeklinden etkilenerek serbest şiire ilgi duymaya başladı. Moskova yolculuğu sırasında yazdığı “Açların Gözbebekleri” şiirinde serbest ölçüyü denedi. İlk şiir kitabı “Güneşi İçenlerin Türküsü” 1927’de Bakü’de yayımlandı.
Türkiye’ye Dönüş ve Hapis Yılları
1924’te gizlice Türkiye’ye dönen Nâzım, Türkiye Komünist Partisi’nin (TKP) kongresine katıldı ve Merkez Komitesi üyeliğine seçildi. Komünist faaliyetler nedeniyle hakkında gıyabında 15 yıl hapis cezası verilince tekrar Moskova’ya kaçtı. 1928’deki Af Kanunu’ndan yararlanarak döndüğünde pasaportsuz sınırı geçtiği için üç ay hapis yattı.
1930’lar boyunca birçok kez tutuklanan ve yargılanan Nâzım Hikmet, 1933’te Bursa Cezaevi’ne gönderildi. 1938’de “orduyu ve donanmayı isyana teşvik” suçlamasıyla 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Çankırı ve Bursa cezaevlerinde yattığı yıllar boyunca şiir yazmayı sürdürdü. “Memleketimden İnsan Manzaraları”nın ilk bölümlerini cezaevinde kaleme aldı.
Serbest Nazmın Öncüsü
Nâzım Hikmet, Türkiye’de serbest nazmın ilk uygulayıcısıdır. Hece ölçüsüyle başladığı şiir serüveninde, Türkçenin vokal özellikleriyle harmoni oluşturan serbest ölçüyü benimsedi. Mayakovski ve gelecekçi Sovyet şairlerinden esinlendi. “835 Satır” (1929) adlı şiir kitabı, edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı ve klasik ile deneysel karışımı bir şiir dili geliştirdi.
Kendisini “sosyalist şair” olarak tanımlayan Nâzım, sanatın amacı konusundaki tartışmada “Sanat, sanat için değildir” diyerek toplumcu anlayıştan yana oldu. Şiirlerinde aşk, hasret, özgürlük ve halkın yaşamı temalarını işledi. Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a uzanan halk ozanlığı geleneğini modern şiirle birleştirdi.
Sürgün ve Ölüm
1950’de özgürlüğüne kavuşan Nâzım Hikmet, sürekli izlenmekten kurtulamadı; kitaplarını yayınlatma ve oyunlarını oynatma olanağı bulamadı. Askere alınması kararlaştırılınca Romanya üzerinden tekrar Moskova’ya gitti. 1951’de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkarıldı. Bu karar, ölümünden 46 yıl sonra, 5 Ocak 2009’da iptal edildi.
Moskova’da yaşamını sürdüren şair, 3 Haziran 1963’te bir kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 61 yaşındaydı. Moskova’daki Novodeviçi Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Mirası ve Etkisi
Nâzım Hikmet, 20. yüzyılın en gözde şairleri arasında gösterilmektedir. Şiirleri elliden fazla dile çevrilmiş, eserleri birçok ödül almıştır. “Memleketimden İnsan Manzaraları”, yalnızca bir şiir kitabı değil, bir toplumun belleğini kayda geçiren edebi bir belge niteliğindedir.
Şiirleri Fuat Saka, Zülfü Livaneli, Cem Karaca, Grup Yorum gibi sanatçılar tarafından bestelenmiş, eserleri sinemaya uyarlanmıştır. “Yaşamak şakaya gelmez, büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın” dizeleri, Türk edebiyatının en unutulmaz mısraları arasında yer alır.
Nâzım Hikmet’in etkisi Türkiye sınırlarını aşarak uluslararası bir boyut kazandı. Onun dizelerinde yer alan adalet, barış ve insan onuru temaları, yaşadığı dönemin ötesine geçerek evrensel bir anlam kazandı. Bugün hâlâ, edebiyatın toplumsal sorumluluğunu hatırlatan canlı bir referans noktası olarak okunmaktadır.
Anahtar Kelimeler
- Nâzım Hikmet
- Serbest nazım
- Mavi Gözlü Dev
- Memleketimden İnsan Manzaraları
- Kuvâyi Milliye
- Türkiye Komünist Partisi
- Bursa Cezaevi
- Vladimir Mayakovski
- Toplumcu gerçekçilik
- Sürgün edebiyatı